Ortodoksluk: Ortodoks kilisenin hakinda bilgiler
ortodoksluknedir

BİR TEK RAB İSA MESİHE İNANIYORUM (II)

Yukarıda İsa Mesih'in tarihsel bir şahıs olduğunu açıkladık. Öyleyse bu şahısı Tanrı'nın biricik Oğlu'nu yakından tanıyalım. Mesih Tanrı'nın biricik Oğlu'dur. Baba ezelden beri vardı O'nun varlığı ezelden ebediyete kadar mevcuttur. O'nun Oğlu ''Nur'' dur çünkü Baba'sıda "Nur"dur. Oğul gerçek Allah'tan gerçek Allah ve gerçek insandan gerçek insandır. Yani Oğul Tanrı Özü'ne sahiptir. Tanrı Özü'ne sahip olan Oğul Tanrı'dır. O hiç bir zaman yaratılmamıştır. O ezelden beri var olup insan olarak doğmuştur.


1. Önce eski ahidi iyice okuyup inceleyen kilise babaları M.Ö. yaklaşık 1500 yıl önce yazılmış olan bu ilahi kitapların bir kurtarıcının geleceğinden bahsettiklerini gördüler. Orada beklenen şahısın Tanrısallığı net bir şekilde görünmekle birlikte eski yazılardan vahiy olarak doğmaktadır. Mesih'in doğacağı her şekilde ve her peygamber tarafından belirtiliyor. Önce yaşadığı bölgede daha sonrada bütün dünyada etki bırakacağı O'nun zulm göreceği ve en sonundada çarmıha gerileceği önceden bildiriliyor. Başka bir peygamber olan İşaya  O'nu ''Emmanuel'' diye bildiriyor. Emmanuel 'Tanrı bizimle demektir' analamına gelir.  Ayrıca O'nu ''Güçlü Allah ve gelecek asırların Pederi'' olarak nitendiriyor. Davut ise O'na ''Rab'' diyor. Yani onun Allah'ı olarak görüyor. Başka bir yerdede O'nu ''Tanrısal taht'' üzerinde oturmuş olarak görüyor. Bununla birlikte çarmıha gerileceği zaman olacak olan olaylardan bahsediliyor. Amos, Zekeriyai Obadya ve başka peygamberler O'nun gelişinin başka yanlarını tarif ediyorlar. Eğer ki İsa Tanrı olmasaydı kendisinden yaklaşık 1500 önce yaşayan bu kadar peygamber tarafından Tanrı olarak belirtilirmiydi? Unutmayalım ki peygamber keniliğinden konuşan veya tasvir eden değil ama Tanrı'nın sözlerini söyleyen ve O'nun  istekleklerini tasvir eden bildiren Tanrı gözünde beğenilen elçilerdir.


2. İsa'nın hayatının bir kısmını eylemlerini sözlerini ve öğretisini incillere yazdılar. Annesi olan Meryem mucizevi bir şekilde hamile kaldı. Doğumunda bütün bölgeyi donaltan yüce bir ışık doğdu, bunlar meleklerdi. Vaftizinde ''Kutsal Üçlü Birliğin'' diğer iki şahısı hazır bulundu. Bu Göklerden gelen ''Sen benim biricik oğlumsun O'nu dinleyin'' sözleriyle birlikte Kusal Ruh'un bir güvercin şeklinde üzerine inişiyle oldu. Dirilişi ise tarihin en şaşırtıcı ve etkileyici olaylarından biridir. Bütün bunlar normal bir insanla ilgili olamaz. Mesih Babası gibi kadirdir. Mucizelerinde Babasının adını kullanmıyordu. Olsun dediğinde her şey istediği gibi oluyordu. Oysa bütün peygamberler mucizelerinde  Allah'ın adını kullanıyorlardı. Allah'ın adıyla mucize yapıyorlardı. Bu İsa'nın Baba ile aynı öze ve güce sahip olduğunu gösterir. O ki hastaları  uzaktan bile iyileştiriyordu ve hatta ölüleri bile diriltiyordu. O ki bir seferinde 4 000 bir seferindede 5 000 kişiyi iki balık ve bir ekmekle doyurmuş ve doğuştan kör olan bir insanın hayatına ışık açarak görmesini sağlamıştır. O ki her şeyi biliyor ve insanın kalbini okuyordu. O ki Tanrısal güçle günahları affediyordu. Kutsal Yazıda bu hak yalnızca Tanrı'ya aittir. Onun için Ferisiler karşı koyup sen bunu hangi yetki ile yapıyorsun diyorlardı. O ki insanların dualarını kabul ediyordu. Çok etkileyici bir şekilde konuşup dinleyicilerini O'na hayran bırakarak onları O'nu Tanrı olarak izlemeye davet ediyordu. Tanrı'ya eşit olduğunu dinleyicilerine temin ediyordu çünkü O gerçekten Tanrı'ydı. Sonunda da bir insan olarak çarmıha gerilmeyi ve bütün insanlığın günahlarını kaldırmayı kabül ederek dirilişiyle ölümü yendi.


3. Bundan sonra Tanrı tarafından Kutsanmış havariler gelmektedir. Havarilerin diğer yazılarında İsa'nın Tanrısal görkemin ışığı olduğunu ve kendi gücüyle her şerye kadir olduğunu ve de bütün yaratılışın kendi aracılığıyla yaratıldığını yazmaktadırlar (İbranililer 1 1-3). Bunu en iyi açıklayan ve İsa'nın en çok sevdiği havarisi olarak bilinen Yuhanna inciline başlarken İsa'dan şöyle bahseder. ''Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı.'' Bundan daha net ve daha açık bir ifade olamaz. Bunu böyle kabul edenler olduğu gibi kabul ederler, kabul etmeyenlerse hiç bir şekilde kabul edemezler. ''Söz et ve vücut alarak yanımıza geldi'' (Yuhanna 1 : 1ve 14) Timoteos kitabında Kutsal Ruh'un aracılığıyla şöyle der:'' Kuşkusuz Tanrı yolunun sırrı büyüktür. O bedende görüldü, Ruh'ça doğrulandı, Meleklerce görüldü, Dünyada O'na iman edildi, Yücelik içinde yukarı çıkarıldı''(Timoteos1 3:16).
Matta da incilinde ''Babam her şeyi bana teslim etti. Oğul'u Baba'dan başka kimse tanımaz. Baba'yı da Oğul'dan ve Oğul'un O'nu tanıtmak istediği kişilerden başkası tanımaz'' (Matta 11:27). Yuhanna incilinde '' Tanrı'yı hiç bir zaman kimse görmedi. Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğlu O'nu tanıttı''. ''Ben ve Baba biriz''. ''Beni gören beni göndereni de görür'' der. Aziz Pavlos'un Koloselilere birinci mektubunda der ki: ''Çünkü Tanrılığının bütün doluluğu bedence Mesih'te bulunuyor'' (Koloseliler1 2:9). ''Çünkü Tarı bütün doluluğunun O'nda bulunmasını uygun gördü'' (Koloseliler1 1:19).  Bu ayetler Rabbimiz Mesih'in Tanrı olduğunu açıklayan ayetlerden sadece bir kısmıdır.
İsa insan şeklini alarak dünyaya geldi. O bizi ve bütün insanlığı günahlarından kurtarmak ve Baba'ya daha yakın getirmek için çarmıha gerilerek hayatını bizler için feda etti. Daha sonra dirilerek ölümü ve karanlığı yendi. Öyleki O'na iman edenlerin hiç biri mahfolmasın ama hepsi edbedi hayata kavuşsun.

BİR TEK İSA RAB MESİH'E İNANIYORUM (III)

Yukarıda Mesih'in varlığını ispat eden yorum ve maddelerden bahsettik. Ayrıca O'nun Tanrısal varlığından ve tarihsel varlığından bahssetik. Şimdi Mesih'in Tanrısallığına dair iki ispatta ele alacağız.


1. İsa'nın ölülerden dirilmesi: İsa'nın dirilişi temel ve esas bir gerçektir. Onun için Büyük İman Açıklamasında ''Ölmüş gömülmüş ve üçüncü gün dirilmiştir'' diye açıklarız. Bu iman temel olduğu için Aziz Pavlos şöyle der:'' Eğer Mesih dirilmediyse yaydığımız müjde boş imanımız da anlamsızdır'' (Korentililer 15:14). Yani dirişsiz hristiyan imanı olamaz. Bununla birlikte her devirden farklı insanlar İsa'nın varlığına inanır ama O'nun dirilişine inanamıyor. Bunun için hem bu insanlar hemde bizim için bunu ispatlamak için ciddi kanıtlar bulunmaktadır. İsa'nın çarmıh üzerinde kaldığı mutlak ve kesindir. Kendisini çarmıha geren askerlerin subayı O'nun ölümünü vali Pontius Pilatus'a teyidle bildirdi.

O zaman Pilatus kurul üyesi Yusuf'a, ölüyü çarmıhtan indirip gömmesi için izin verdi. O halde ilk teyid edilen olay İsa'nın ölümüdür.  Bu ölünün bir yerde gömülmesi tabi bir olaydı. Yusuf ile Nikodimos ve bir kaç dindar kadın İsa'yı yakın bir mezara defnettiler. Bu mezarı Yusuf kendisi ve ailesi için yaptırmıştı. İsa'nın ölü vücudunun bu belirli bir mezarda gömüldüğü ikinci ve kesin bir olaydır. Emin olduğumuz diğer bir hususta şudur: Din bilginleri ve Ferisiler Pilatus'tan mezarın başına bekçi askerler dikmesini istediler. Bunun bir çok nedeni vardı, özellikle Rab üç gün sonra dirileceğinden bahsettiği için din bilginleri ve Ferisiler havarilerin İsa'yı çalabileceklerini ve dirildi diyeceklerini öne sürerek bu işlemi yapmışlardı. Böylece Pilatus'un izniyle mezarın başına Romalı askerlerden oluşan bir askeri birlik mezarı gece gündüz nöbet bekliyordu. Bu da teyid edilmiş üçüncü olaydır. Ama büyük Vasilyos'un da dediği gibi:''Hayatın önderinin mezarda ve hebada kalması mümkün olmadığı için'' üç gün sonra Mesih mezardan dirildi. Lakin dirildiğine dair kanıtlarımız nelerdir?  Önce mezarın boş kalmasıdır. Eğer dirilmediyse mezar nasıl boş kalırdı? Ölü nereye gider? Ölü İsa'yı havarilerin kaçırdığı söyleniyor. Oysa bu çok saçma bir düşüncedir. Çünkü mezarın başında Romalı askerler gece gündüz nöbet tutmaktadır. Nöbetlerini terk edemezlerdi çünkü o zamanda Roma hükmünde nöbette yerini ve nöbetini terk eden büyük bir cezaya çarptırılıyordu. Hem ölüyü kaçırsalar bile ne kazanırlardı? Üstelik O'nu başka bir yere gömmeleri gerekecekti ve bunu gizlice yapmaları mümkün değildi. Çünkü Ferisiler her yerde onları gözlüyorlardı. Bunun yanısıra ölüyü kaçırmış olsalardı bu ölü için bu kadar yazı yazılmaz ve bir ölü için kendi öz canlarını tehlikeye atmaz hatta feda etmezlerdi.


Buna göre İsa gerçekten dirilmiştir. Dirilişinden sonra da O hem havarilirine hemde mezara gelen kadınlara hemde bir defasında beşyüzden fazla kişiye bir anda göründü (Korentililer 15: 6).  Buna katkı alarak incil yazarları ve Aziz Pavlos yazılarında İsa Mesih'in dirilişinden bahsettiklerinde O'nun dirilişini gören insanlar daha hayattaydılar.  Bu yazılara hiç biri itiraz etmediler çünkü O gerçekten dirilmişti. O'nun dirilişi O'nun Tanrısal Öz'e sahip olduğunu açıklar. Buna bir ispat daha verecek olursak o da şudur.



2. Hristiyanlığın bütün dünyaya yayılması: Bu hayret edeci bir olaydır. Hristiyanlığın yayılması büyük ve şidetli zulümler ve baskılar altında olmuştur. Bunun uğruna memeleketinden ayrılanlar zulm ve şidet görenler, hapse girenler hatta canlarını feda edenlerde olmuştur. Bu tarihsel kanıtlarla kanıtlanmaktadır. M.S. yaklaşık 300 yıllarına kadar yaklaşık 11 milyon imanlı canlarını bu gerçek için ve bu gerçeği yaymak için feda etmişlerdir. Bu durum günümüzde hala devam etmektedir. Hristiyanlık günümüzde de hızla her yerde yayılmaktadır fakat o günden bu güne dek değişmeyen tek şey bu yayılmaya karşı olan baskı hoş görüsüzlük ve şidettir. Ama buna rahmen günümüzde yaklaşık 1.750.000.000 kişi hristiyan yaşamaktadır. Öyleki O'nun doğumu bu güne dek bütün dünya tarihini iki kısıma çevirmiştir. Bu kadar büyük bir devrim yapan bu gerçek dirilmemiş olamaz


Ortodoks alemi yüzyıllar boyunca inanmış ve bu günde inanıyorki Rab İsa Mesih gerçekten vardı aramızda yaşadı mucizeler yaptı ölüleri diriltti ve sonunda günahlarımızın affı için çarmıha gerilerek öldürüldü. Ama O bütün doluluğu ve gücüyle üçüncü gün ölümü yenerek dirildi. Bu bizler için hayatın tek anlamı ve kurtluş yoludur. Öyleki O'nu sonsuzlara dek övelim ve yüceltelim. Çünkü O Gerçekten dirilmiştir.


   



Bu web sitesi Halep ve İskenderun Metropolitliğinin desteğiyle olmuştur.